SPELLFRAY WIKIOyna

Hikâye

Starcrown

Yirmi üç yıl önce, kışın son gecesinde gökten bir yıldız düştü ve Starfall Ford'un sığ sularına gömüldü. Sabah sular durulduğunda dipte bir taç duruyordu. Yıldızın geri kalanı parçalanmış, kırıntıları dört diyara savrulmuştu.

Kırıntılar düştükleri yeri değiştirdi. Frostmere'in gölü bir gecede dondu ve bir daha çözülmedi. Sunscar Canyon'daki Güneş Tapınağı'nın rahipleri kendi kırıntılarını sunağa koydu; tapınağın taşları o günden beri kendiliğinden ısınıyor. Mistfen'de bir köy, kırıntının ağırlığıyla bir haftada bataklığa gömüldü. Emberwaste'in sönmüş yanardağı yeniden tütmeye başladı. Her diyarın en iri yaratığı kendi kırıntısının başında bekler; onu deviren, kırıntının gücünü bir süre üstünde taşır.

Taç Ford'dan çıkar, bir başta durur, sonra yine suya döner. Takanı herkes görür, çünkü taç karanlıkta bile ışık verir; her dakika da biraz daha ağırlaşır. Kimse yine de vazgeçmez, çünkü taçla geçen her saniye sayılır. Her akşam yedi ile dokuz arasında yıldızın ışığı en güçlü hâline gelir ve o iki saatte tutulan taç beş kat sayılır. Günün ve haftanın en uzun taşıyanının yüzü Ford'un ortasındaki taş meydanda bir heykele oyulur.

Yıldızın düştüğü gece suya ilk dalanlar Ford'un salcıları oldu. Sabaha kadar yanık, donmuş, aklını yitirmiş insanları kıyıya çektiler. Bir ay sonra güney yamacında bir fener yaktılar ve içine küçük bir kırıntı koydular. O fener bugün Lanternhold'un meydanında, bir çeşmenin tepesinde hâlâ yanıyor. Salcılar artık kendilerine Fener Muhafızları diyor.

Fenerin ışığı surların içinde kimsenin canını yaktırmaz. Kasabayı saran Dawnmeadow çayırında da kahramanları birbirinden ayırır, ama aynı ışık kırıntıların gücünü söndürür: çayırdan alınan her şey dörtte bir değerindedir. Fener bir de düşeni geri çağırır. Düşen ya çeşmenin dibinde uyanır ya da Yıldız Kapısı'ndan doğrudan kavganın içine atılır. Işık bunun için bir bedel alır: taşıdıklarından biri düştüğü yerde kalır, biri yolda kırılır, kesesinin üçte biri de toprağa dökülür.

Bu bitmeyen kavgaya Spellfray diyorlar. Lanternhold'un çarşısı onunla geçinir. Tüccar Odo yalnızca parça satar; bitmiş bir eşya isteyen, parçalarını Brann'ın örsüne götürür. Örs eskiden bir salın çapasıydı, Brann onu yıldızın düştüğü bahar dövdü. Gerisini oyuncular kendi aralarında halleder. Meydana tezgâh kuran malının başından ayrılmaz, satılan her şeyin onda biri fenerin yağına gider. Bankacı Mira'nın kasasına konan hiçbir şey kaybolmaz; vahşi topraklarda taşınan her şey ise risktedir.

Diyarlar

Lanternhold

Güney yamacındaki surlu kasaba. Meydanın ortasında tepesinde fener yanan çeşme durur; çevresinde Odo'nun dükkânı, Brann'ın demirhanesi, Mira'nın bankası ve oyuncuların tezgâhları. Kuzey kapısı çayıra açılır. Yıldız Kapısı meydanın kuzeybatısında, yerde bir ışık halkasıdır; içine yürüyeni kavganın içine bırakır. Taç surlardan içeri giremez.

Dawnmeadow

Kasabayı saran çiçekli çayır. Kenarını Muhafızların diktiği fener direkleri çizer; direklerin içinde kahramanlar birbirine el kaldıramaz. Genç kurtlar, yavru domuzlar ve orman ruhları burada yeni gelenleri sınar. Fenerlerin ışığı altında kazanılan deneyim, altın ve parça dörtte bir değerindedir.

Starfall Ford

Yıldızın düştüğü sığ geçit ve onu saran Elderwood ormanı. Taç her seferinde buradan doğar, kralların heykelleri burada durur. Ormanda Ruh Kurtları ve orman ruhları dolaşır, Diken Domuzları hücuma kalkmadan önce yere iz çizer, dış halkadaki Taş Muhafızlar devirene güç ya da bilgelik verir. Derede Altın Yengeçler gezer; birini kıran altına ve ışığa boğulur.

Frostmere

Nehrin doğduğu karlı yayla. Göl yıldızın düştüğü gece dondu; buzun altında kırıntı hâlâ mavi yanar. Ayaz Devleri yere vurdukları yeri buza çevirir, Kar Perileri uzaktan buz atar. Gölün kalbinde Hrimgar bekler; onu deviren Ayaz Kalbi'ni taşır ve vurduğu herkes yavaşlar. Yaylanın en yüksek tepesinde Stormspire manastırı durur.

Sunscar Canyon

Kızıl kayaların arasında, kumun yarı yuttuğu Güneş Tapınağı. Rahipler gittiğinden beri tapınağı taş bekçiler korur: Güneş Bekçileri bir şeride ışık toplar, sonra ışını salar. Kum Akrepleri uzaktan dövülünce kuma dalar ve avının altından çıkar. Tapınağın kapısında Sunwarden durur; onu deviren Güneş Kutsaması'nı taşır, daha sert vurur, daha hızlı koşar.

Mistfen

Nehrin sise karıştığı delta ve kırıntının ağırlığıyla batan köy. Bataklık Kurbağaları dillerinin yettiği ilk kahramanı ağızlarına çeker, Balçıklar öldükçe ikiye bölünür. Batık köyün ortasında Bogmaw yaşar; onu deviren Sis Örtüsü'nü taşır, verdiği hasarın bir kısmı ona can olarak döner.

Emberwaste

Yeniden tüten yanardağın eteğindeki kül ovası. Obsidyen kulenin lav gölünden iki lav nehri akar. Kor Cinleri sürü hâlinde gezer, canları azalınca avlarının üstüne koşup patlar; Magma Devlerinin vurduğu yer yanar. Kulenin dibinde Vulkar uyur; onu deviren Kor Yüreği'ni taşır ve vurduğu her şey tutuşur.

Kahramanlar

Orin, Kristal Çırağı

Orin, Ford'un kristal ocaklarında, sudan kırıntı çıkarıp Odo'ya satan dalgıçların arasında büyüdü. On yaşındayken bir akşam dipte uğuldayan bir kristale uzandı, akıntıya kapıldı ve boğuldu. Onu kıyıya iten Lazar'dı, o gece nöbetteki Muhafız. Lazar'ın kendisi dipte kaldı. Fener onu geri getirdi, ama Muhafızlar geri geleni tanımadı ve onu Mistfen'e sürdü.

O uğuldayan kristal hâlâ Orin'in boynunda. Sesi tacın Ford'dan çıktığı anlarda yükseliyor, Orin de mızraklarını ondan öğrendiği gibi kristalden döküyor, kaçanı çekim alanıyla yerinde tutuyor. Muhafızlar Lazar'la görüşmesini yasakladı. Orin ayda bir yine Mistfen'e gidiyor ve dönüşte kimseye bir şey anlatmıyor.

Dibi gördüm. Bir daha bakmaya niyetim yok.

Aldric, Aslan Muhafız

Westwatch, Ford'un batısında tacı korumak için kurulmuş yedi şövalyelik bir kaleydi. Sunscar'daki Güneş Tapınağı kaleye her yıl tahıl ve altın gönderirdi; karşılığında şövalyeler tacı kimsenin başında uzun bırakmazdı. Komutanları Edda, tacı tapınağa teslim etmeyi bir kez reddetti. O kış bir sabah kendi odasında ölü bulundu. Kapı içeriden kilitliydi.

Kale bir yıl dayanamadı. Yediden geriye Aldric ve kalkanındaki aslan kaldı. Edda'yı kimin öldürdüğünü biliyor: Mistfen'den gelen, kuzgun adlı bir gölge, Corvin. Bilmediği şey, ona kimin para verdiği. Şimdi Aurel'le yan yana dövüşüyor ve tapınağın onu neden hâlâ kolladığını sormuyor. Kalabalığın ortasına dalar; etrafını saran her düşman onu biraz daha sağlamlaştırır.

Yedi kişiydik. Masayı hâlâ yedi kişilik kuruyorum.

Wren, Orman Avcısı

Wren'i Elderwood'da, yanmış bir arabanın altında Rowan'ın kurtları buldu. Yıldızın düştüğü yılın yazıydı ve orman üç gündür yanıyordu. Wren'i Rowan büyüttü. Ormanın her patikasını, her çalının arkasını bilir; Elderwood'a giren hiçbir av ondan habersiz çıkamaz. Bir tanesi hariç.

On altı yaşındayken ormandan geçen bir izi bir gün bir gece takip etti ve izi derenin ortasında kaybetti. Tüy ve ıslak deri kokan o izin Corvin'e ait olduğunu sonradan öğrendi. O gün bugün derelere güvenmiyor. Rowan'a söylemediği bir şey daha var: tacı bir kez, yalnızca bir kez takıp ormanın ötesini görmek istiyor. Okları hedef uzaklaştıkça sertleşir.

Rowan'a söyleme. Bir kere takıp geri vereceğim.

Ashlyn, Kül Kraliçesi

Yıldız düştüğünde Ashlyn on dört yaşındaydı. Anneleri kırıntı okuyan bir kadındı ve yıldızın düştüğü gece iki kızını Ford'a götürdü. Kıyıya vuran parça ikiye ayrıldı; yarısı Ashlyn'in ellerini yaktı, yarısı kardeşi Isolde'nin parmaklarını dondurdu. Anneleri o gece sudan çıkmadı. Ertesi yaz iki kardeş Elderwood'da kavgaya tutuştu ve orman üç gün yandı.

Ashlyn ateşi söndürmeyi hiç öğrenmedi. Emberwaste'e yerleşti, Kül Kraliçesi adını kül kulelerinde kendi eliyle aldı, Vulkar'ın uyuduğu yanardağın dibinde yaşıyor. O yangında kimlerin öldüğünü hiç sormadı. Rowan'ın ona o üç günü hâlâ ödetmediğini bilir ve Elderwood'a girerken sesini alçaltır. Tek derdi tacı kardeşinden önce takmak. Dokunduğu her şey bir süre daha yanar.

Isolde hâlâ bekliyor mu? Güzel. Ben beklemem.

Isolde, Kuzeyin Tacı

Yıldız düştüğünde Isolde on iki yaşındaydı. Parmakları o geceden beri sıcak bir şeye dokunamıyor. Elderwood yangınından sonra kuzeye kaçtı ve Stormspire manastırının kapısında, kara gömülmüş hâlde bulundu. Keşişler onu bir kış boyunca soru sormadan yanlarında tuttu. Tenzin ona her sabah çay demledi; Isolde fincanı tuttuğu anda çay soğurdu, Tenzin yine de her sabah demledi.

Baharda göle indi ve manastıra bir daha dönmedi. Hrimgar ona yol veriyor; Frostmere'de ona Kuzeyin Tacı diyorlar. Ama güneyden gelen her kül kokusu ona Ashlyn'i hatırlatıyor ve Isolde artık tek bir tacın yetmeyeceğini düşünüyor. Önce yavaşlatır, sonra dondurur, sonra kırar. Acelesi yok. Ashlyn'in her zaman acelesi vardı.

Çayını soğumadan iç, Tenzin. Benim yanımda çabuk soğuyor.

Rowan, Boynuzlu Bilge

Rowan, Elderwood'un en yaşlı meşesinin kökünde uyanan bir ruh. Yıldızın düştüğü yaz ormanın üçte biri iki cadı kardeşin kavgasında yandı; o yaralar hâlâ kapanmadı. Yangının son günü kurtları, devrilmiş bir arabanın altında ağlayan bir çocuk buldu. Rowan onu kurtların arasında büyüttü, adını Wren koydu.

Rowan'a göre taç bu dünyaya ait değil. Eline geçen her tacı Ford'un sularına geri bırakır. Wren'in gözündeki merakı görüyor ve ona ormanın ötesini anlatmayı hep erteliyor. Ashlyn'i ormanında bir daha görürse ne yapacağını biliyor; Wren'e o yangında kimi kaybettiğini henüz söylemedi. Kurt ruhlarıyla avlanır, çalıların arasında yenilenir.

Gökten düşen göğe döner. Biraz yardım edersek daha çabuk döner.

Corvin, Mor Gölge

Corvin'in gerçek adını kimse bilmiyor. Mistfen'in batık köyünde ona kuzgunların adını verdiler, çünkü ölülerden önce o gelirdi. Yıldızdan sonraki ikinci kış Westwatch'a bir sözleşmeyle gitti, komutan Edda'nın odasına kilitli bir kapıdan girdi ve çıktı. Yıllar sonra Elderwood'dan geçerken peşine bir genç takıldı; Corvin onu derede atlattı. Peşindeki o gencin Wren olduğunu ancak Ford'da öğrendi.

Parayı kimin verdiğini kimseye söylemedi, bir kişi hariç: Lazar. Bataklıkta bir sırrı saklamanın en güvenli yolu onu bir ölüyle paylaşmaktır. Sonra sözleşmeyi verenin tacı kendisi için istediğini anladı ve işi kendi lehine bozdu; artık tacı taşıyanları kendi hesabına avlıyor. Yaralıyı uzaktan sezer, görünmeden yaklaşır.

Aldric'e söyle, kapı içeriden kilitliydi. Gerisini de bir gün sorar.

Aurel, Güneş Çekici

Aurel, Sunscar Canyon'daki Güneş Tapınağı'nın son rahibi. Tapınağın kitaplarına göre düşen yıldız aslında küçük bir güneşti ve Starcrown onun kalbidir. Tapınak o kalbi geri almak için yıllarca Westwatch'a altın gönderdi. Westwatch düştükten sonra da altınlar kesilmedi, yalnızca gittiği yer değişti.

O hesap defterini Aurel yaktı. Sonra Sunwarden'ı tapınağın kapısında nöbette bırakıp Ford'a indi. Aldric'le yan yana dövüşüyor ve ona her şeyi bir gün anlatacağını kendine söylüyor. Lazar'ı her gördüğünde ışığa çağırır, Lazar her seferinde güler. Çekici her vuruşta ışık saçar, kalkanı yağan okları keser.

Bir gün anlatacağım, Aldric. Bugün değil.

Lazar, Kemik Fısıltısı

Lazar, Ford'un salcılarındandı; yıldızın düştüğü gece sudan insan çıkaranlardan biri. Fener yakıldığında Muhafız oldu. Bir sonbahar gecesi akıntıya kapılan bir çocuğu, Orin'i, kıyıya itti ve kendisi dipte kaldı. Fener onu geri getirdi. Sudan çıkarken yanında bir şey daha getirdi: ölülerin ne konuştuğunu duyuyordu.

Muhafızlar onu Mistfen'e sürdü. Batık köyde yaşar, düşenlerin ruhunu toplar, kemiklerini ayağa kaldırır. Corvin'in kimseye söylemediği sırrı bilir ve kimseye söylemez; ölüler de söylemez. Aurel onu ışığa her çağırdığında güler. Orin'in ayda bir gelmesini bekler, gelmediği ay balçıklarla konuşur.

Burada kimse ölmüyor, Aurel. Sadece biraz bekliyorlar.

Tenzin, Yumruk ve Şimşek

Tenzin, Frostmere'in en yüksek tepesindeki Stormspire manastırında yetişti. Manastırın taşlarına her fırtınada yıldırım düşer; keşişler fırtınayı yenmeyi değil, onunla aynı yöne gitmeyi öğretir. Yıldızdan sonraki ilk kış kapıda kara gömülmüş bir kız buldular. Tenzin o kış her sabah ona çay demledi.

Isolde baharda gitti ve Tenzin onu hiç geri çağırmadı. Tacı bir ödül değil bir sınav olarak görür: en uzun taşıyan değil, en kolay bırakabilen kazanır, der. Ashlyn'le iki kez dövüştü; ikisinde de şimşeği onun ateşini büyüttü ve ikisinde de yamacın yarısı yandı. Yumrukları şimşek taşır ve durmadan birbirine zincirlenir.

Tacı bana ver, hemen bırakayım. Sınav bu.